google-site-verification=Vu8AOuiEDo22uvKTzeO3O88TMTLLTq0v17zCO5frbec
Mahmut Durman
Köşe Yazarı
Mahmut Durman
 

VATAN MİLLET SAKARYA

VATAN MİLLET SAKARYA İnsan inandıkları uğruna savaşır, mücadele eder. Şairin “Kara bulutlarda bir şimşek çaktı, Çatlayan yer tohuma kucak açtı…” dediği yerde İnsan mücadelesi, azmi, kararlılığı, savaşı değerlidir, kıymetlidir. Çünkü o umudu bulutlardan kopan şimşek sayesinde bulmuştur. Şimşek çaktıysa yağmur yağacak kuruyan toprak yeniden canlanacak toprak yeni bir hayat yeni bir umut doğuracaktır. Bundan mütevellit o mücadele değer kazanır.   Şüphesiz Her insanın düşüncesi, dünyaya bakışı, hayat felsefesi farklıdır.  Allah’ın vaadinde de olduğu üzere dünyada nefes alan maddi manevi hiçbir varlık sonsuz değildir. Her şey vaadi dolunca yerini yerine gelene bırakır. Yaratıcı kudretini böyle tecelli etmektedir. Doğar büyür hamurunda varsa iz bırakır ve yerini yerine gelene bırakırsın. Makam mevki, şan şöhret, rütbe, unvan… bunların hepsini bir kenara bırakınca geride sadece ve sadece insanlık kalır. Bütün bunlar yaratıcının gösterdiği şekilde yürütüldüğünde geriye insana özgü insaniyet kalırken, bütün bunlara hırs mayası karıştığında geriye beşerden öte bir şey kalmıyor. İnsan yukarıda saydığımız unvanları alınca “aynı” kalabilme becerisi gösterebiliyorsa istikamet sahibidir. O makama/makamlara kendinden bir şey/ler katabilmişse manevi basamaklardan yükselebilir. Makamın bireye kattıkları onları insan olmaktan uzaklaştırıp beşerleştirmiştir. Sayın okuyucu insan aklına şu düsturdan ilerisi farz değildir. O da sırattan geçebilme becerisidir. Şairin Akıl Bazen melektir, Bazen yılan. Bazen aya çıkandır Bazen yalan. Bulursa sırattan geçir fendini, İşte budur akıldan geriye kalan. İfadeleri burada belirleyici rol olmalıdır.   ****   Kıssadan hisse odur ya; Behlül Dânâ hazret bir gün kumda çerçöple ev-köşk yapıyormuş, Halife Harun Reşid yanından geçerken sorar: - Behlül ne yapıyorsun? - Cennette evler-köşkler yapıyor satıyorum. - Peki kaça satıyorsun? - Bir altına. Halife, bizim kardeşe yine bir şeyler oluyor, diyerek gitmiş. Ertesi günü Harun Reşid’in hanımı da görmüş, o da sormuş: - Behlül ne yapıyorsun? - Cennet için ev yapıp satıyorum. - Peki kaça satıyorsun? - Bir altına. - Peki al bir altını. Akşam Halife Harun Reşid rüyasında Cennette bir köşk görmüş, güzel mi güzel, çok beğenmiş, demiş ki bu köşk kimin? (Hanımınızın) demişler. Ertesi gün gördüğü rüyanın tesiriyle Behlül Dânâ hazreti aramış. Bakmış aynı yerinde yine kumlardan, çer çöpten evler-köşkler yapıyor. Harun Reşid soruyor: - Ne yapıyorsun? - Cennette ev-köşk yapıyorum. - Peki kaç para? - Elli Bin altın. - Dün bir altın diyordun bugün bin altına çıkarmışsın. Bunun sebebi ne? - Hanımınız dün malı görmeden bir altına aldı. Ama sen gördükten sonra istiyorsun. Onun için bin altın bile az. Görmeden inanmak önemlidir. Bakara suresinin başında, iyiler övülürken, (Onlar gayba inanırlar) buyuruluyor. Evet okuyucuya verilen en güzel mesaj burada şudur: “Mümin söze inanır münafık göze.” İman gayba imandır. Görünene değil. Eğer gördüğüne iman etmek de sayılsa idi Firavun mümin sayılırdı. Zira Kızıldeniz’de boğulurken Firavun’un feryadı “Musa’nın Rabbine iman ettim” idi. O imana verilen cevap ise şuydu “sen Musa’nın sözüne inanmadın, gördüğüne inandın bu iman değildir.”   ****   Evet Günümüzde İşi düşmüşken Vatan Millet Sakarya naralarıyla eteğine dolanan akıl sahipleri için işi bitince kıymetten düşüvermek moda artık ne yazık ki. Yaratıcının Vahiy yoluyla Peygamberine ilettiği “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayeti kerimesi bu akıl sahiplerine inmedi sanırım. Halife Harun Reşit örneğinde “o malı görmeden aldı“ cümlesi “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetiyle doğru orantılı halbuki. Behlül Dânâ hazretin Müminlerin emiri Halife Üzerinden bize ilettiği anekdot  “peygamberin gösterdiği itikat ile iman, o imanın tezahürü dosdoğru olmak, dosdoğru yürüdüğün yolda emek vermişleri ötekileştirmemek”…   “Oturduğum makam bunu gerektiriyor” düşüncesi makama bir şey katma değil makamdan bir şeyler alma anlamını taşıdığı için, gidilen yolun dosdoğru olduğu iddiasında bulunulamaz. Bu akıl sahipleri “sen bizimsin dolayısıyla senin olan benim, benim olansa yine benim” mantığını benimseyen, Behlül Dânâ’nın Dünkü müşteri malı görmeden aldı ifadesindeki hakikati korkum o ki hiçbir zaman kavrayamayacaklar. Hasıl-î Kelâm Yaratıcı hâk getire…  
Ekleme Tarihi: 29 Eylül 2022 - Perşembe

VATAN MİLLET SAKARYA

VATAN MİLLET SAKARYA

İnsan inandıkları uğruna savaşır, mücadele eder.

Şairin “Kara bulutlarda bir şimşek çaktı, Çatlayan yer tohuma kucak açtı…” dediği yerde İnsan mücadelesi, azmi, kararlılığı, savaşı değerlidir, kıymetlidir. Çünkü o umudu bulutlardan kopan şimşek sayesinde bulmuştur. Şimşek çaktıysa yağmur yağacak kuruyan toprak yeniden canlanacak toprak yeni bir hayat yeni bir umut doğuracaktır. Bundan mütevellit o mücadele değer kazanır.

 

Şüphesiz Her insanın düşüncesi, dünyaya bakışı, hayat felsefesi farklıdır.  Allah’ın vaadinde de olduğu üzere dünyada nefes alan maddi manevi hiçbir varlık sonsuz değildir. Her şey vaadi dolunca yerini yerine gelene bırakır. Yaratıcı kudretini böyle tecelli etmektedir. Doğar büyür hamurunda varsa iz bırakır ve yerini yerine gelene bırakırsın. Makam mevki, şan şöhret, rütbe, unvan… bunların hepsini bir kenara bırakınca geride sadece ve sadece insanlık kalır. Bütün bunlar yaratıcının gösterdiği şekilde yürütüldüğünde geriye insana özgü insaniyet kalırken, bütün bunlara hırs mayası karıştığında geriye beşerden öte bir şey kalmıyor.

İnsan yukarıda saydığımız unvanları alınca “aynı” kalabilme becerisi gösterebiliyorsa istikamet sahibidir. O makama/makamlara kendinden bir şey/ler katabilmişse manevi basamaklardan yükselebilir. Makamın bireye kattıkları onları insan olmaktan uzaklaştırıp beşerleştirmiştir.

Sayın okuyucu insan aklına şu düsturdan ilerisi farz değildir. O da sırattan geçebilme becerisidir.

Şairin Akıl Bazen melektir, Bazen yılan. Bazen aya çıkandır Bazen yalan. Bulursa sırattan geçir fendini,

İşte budur akıldan geriye kalan. İfadeleri burada belirleyici rol olmalıdır.

 

****

 

Kıssadan hisse odur ya;

Behlül Dânâ hazret bir gün kumda çerçöple ev-köşk yapıyormuş,

Halife Harun Reşid yanından geçerken sorar:

- Behlül ne yapıyorsun?

- Cennette evler-köşkler yapıyor satıyorum.

- Peki kaça satıyorsun?

- Bir altına.

Halife, bizim kardeşe yine bir şeyler oluyor, diyerek gitmiş. Ertesi günü Harun Reşid’in hanımı da görmüş, o da sormuş:

- Behlül ne yapıyorsun?

- Cennet için ev yapıp satıyorum.

- Peki kaça satıyorsun?

- Bir altına.

- Peki al bir altını.

Akşam Halife Harun Reşid rüyasında Cennette bir köşk görmüş, güzel mi güzel, çok beğenmiş, demiş ki bu köşk kimin? (Hanımınızın) demişler. Ertesi gün gördüğü rüyanın tesiriyle Behlül Dânâ hazreti aramış. Bakmış aynı yerinde yine kumlardan, çer çöpten evler-köşkler yapıyor. Harun Reşid soruyor:

- Ne yapıyorsun?

- Cennette ev-köşk yapıyorum.

- Peki kaç para?

- Elli Bin altın.

- Dün bir altın diyordun bugün bin altına çıkarmışsın. Bunun sebebi ne?

- Hanımınız dün malı görmeden bir altına aldı. Ama sen gördükten sonra istiyorsun. Onun için bin altın bile az.

Görmeden inanmak önemlidir. Bakara suresinin başında, iyiler övülürken, (Onlar gayba inanırlar) buyuruluyor.

Evet okuyucuya verilen en güzel mesaj burada şudur: “Mümin söze inanır münafık göze.” İman gayba imandır. Görünene değil. Eğer gördüğüne iman etmek de sayılsa idi Firavun mümin sayılırdı. Zira Kızıldeniz’de boğulurken Firavun’un feryadı “Musa’nın Rabbine iman ettim” idi. O imana verilen cevap ise şuydu “sen Musa’nın sözüne inanmadın, gördüğüne inandın bu iman değildir.”

 

****

 

Evet Günümüzde İşi düşmüşken Vatan Millet Sakarya naralarıyla eteğine dolanan akıl sahipleri için işi bitince kıymetten düşüvermek moda artık ne yazık ki.

Yaratıcının Vahiy yoluyla Peygamberine ilettiği “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayeti kerimesi bu akıl sahiplerine inmedi sanırım. Halife Harun Reşit örneğinde “o malı görmeden aldı“ cümlesi “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetiyle doğru orantılı halbuki. Behlül Dânâ hazretin Müminlerin emiri Halife Üzerinden bize ilettiği anekdot  “peygamberin gösterdiği itikat ile iman, o imanın tezahürü dosdoğru olmak, dosdoğru yürüdüğün yolda emek vermişleri ötekileştirmemek”…

 

Oturduğum makam bunu gerektiriyor” düşüncesi makama bir şey katma değil makamdan bir şeyler alma anlamını taşıdığı için, gidilen yolun dosdoğru olduğu iddiasında bulunulamaz.

Bu akıl sahipleri “sen bizimsin dolayısıyla senin olan benim, benim olansa yine benim” mantığını benimseyen, Behlül Dânâ’nın Dünkü müşteri malı görmeden aldı ifadesindeki hakikati korkum o ki hiçbir zaman kavrayamayacaklar.

Hasıl-î Kelâm Yaratıcı hâk getire…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve urfaguncel.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.