google-site-verification=Vu8AOuiEDo22uvKTzeO3O88TMTLLTq0v17zCO5frbec
Latif Koyunsatan
Köşe Yazarı
Latif Koyunsatan
 

MAĞARA FİKİRLİ KORKAKLAR...!

  Sizin kim olduğunuzu iyi biliyoruz. Acaba benden mi bahsediyor dediniz bu yazıyı okurken. Okumaya başlayın, o zaman sizden de bahsediyor olabiliriz? Bu satırları okurken kalp ritimleriniz bozulabilir, nefes alışverişleriniz düzensizleşebilir. İyi okuyun EVET size diyorum...!                 MAĞARA FİKİRLİ KORKAKLAR...! İnsanlar yaklaşık 200 bin yıl önce mağaralarda yaşadı ve mağaraları terk edeli uzunca bir zaman oldu. Geçen bunca zamanda dünyada birçok şey değişti, gelişti ve halada hızlıca gelişmektedir. Platon’un meşhur mağara metaforunu bilmeyen yoktur; ‘’Mağarada sabitlenmiş halde sadece duvarı görüp, sağa sola dönemeyen insanların, karşılarındaki duvardan bir takım imgeler ve sesler geldiği için korkan ve mağarada olduklarını bile bilmeyen, bu noktada zincirlerini gevşeten bir kaçının arkalarında ateşin bulunduğunu ve ateşin önünden insanların taşıdığı nesnelerin gölgesi olduğunu gördüğü, daha önce gerçeklik diye düşündükleri her şeyin birer yansımadan ibaret olduğunu, mağaradan çıkınca bu alemde var olan her şeyin bunları görmemizi mümkün kılan prensibin güneş olduğunun farkına vardıkları, fakat halada içeride zincirlere bağlı insanların olduğunu, bu insanları mağarada bırakamayacaklarını anlayıp geri döndükleri ve İşte tam da bu noktada özgürlüğüne kavuşmuş olan insan dönüp arkaya bakıyor ve bir başkasının tutsaklığını aklına getirdiği an özgürlüğünden vazgeçiyor’’                 Bu metaforda Platon ‘nun aslında anlatmak istediği; Özgürlüğünden vazgeçmek pahasına bile olsa mağaraya tekrar dönüldüğünde hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı, çünkü yegâne gerçekliğin ne olduğu artık bilinmektedir. Gerçeklikle aydınlanan ve değişen insanın geriye dönmesi artık mümkün değildir. Bu nedenle ki yaşadığımız 20. Yüzyılda artık eskisi gibi düşünmemiz mümkün değildir.                 Peki ya mağarada zincirlerinden kurtulamayanlara ne olacak? İşte asıl mesele bundan sonra başlıyor. Hala mağaradan çıkamayan, gerçeklik ile yüzleşmeyen, kendisini geliştiremeyen mağarada gördükleri gölgeler ve seslerle hayaller kurarak yaşayan korkaklara ne olacak? İşte artık çağımızın sorunları da bu noktadan sonra başlıyor. İşin kötüsü de mağarada zincirleriyle duran korkaklardan bazılarının bu korku kaosundan faydalanarak kendini farklı göstermesi. Bu karanlık zihinler zincirlerinden kurtulup mağaranın dışına çıkmak isteyenleri, daha da korkutarak otoritesini korumak isteyecektir. Peki kim bu mağara fikirli korkaklar.! Artık bunların deşifre edilme zamanı geldi de geçiyor.                  Sıkı durun anlatacağım…                 İnsanlar türlü türlü rollere girerek oynadıkları oyunları karşısındakinin algılamadığını ve bu oyuna kandıklarını sanırlar. Peki gerçekten öyle mi? Ya sadece sizi izliyorlarsa. Sizin kendinize seçtiğiniz bu rollerin oyuncusu olmadığınızı biliyorlarsa?  Evet evet... Çok şeyi biliyoruz. Maalesef ki ayakların baş, başların ayak olduğu bir zamandan geçiyoruz. Vizyonsuz, akılsız, basiretsiz ve bilgisizin kendisini bir halt sandığı ve hatta kendi yalanlarına kendisinin de inandığı bir zaman dilimindeyiz. VİZYONSUZ, AKILSIZ, BASİRETSİZ VE BİLGİSİZLERE...!                 Bazı gazetecilerin yazı yazamadığı, hatta bazı yazarların kitaplarını okuyarak cümleleri birleştirip köşe yazısı yazdığını ve bunun özgün olduğuna okuyucuları inandırmaya çalıştığı, gerçeğin de ise dinozor fikirli, korkak, onun bunun yalakası, son kullanma tarihi geçmiş, oryantalist fikirli olduğunu, önüne kemik atılan her kapıda durduğunuzu bilmiyor muyuz? Hala zincirleriyle mağarada karanlıkta kalan bu gazetecilerin toplumu aydınlatacağını mı sanıyorsunuz? ‘’Yazarım bak...!’’ deyip kemik isteyen bu karanlık fikirlilerden artık toplumumuzun temizlenmesi gerekmiyor mu? Artık zamanın aydınlık gençlerin zamanı olması gerekmiyor mu? Bir şeyler üretemeden oturduğu koltukları işgal eden bu aciz insanların dedikodularla ve başka insanları kötüleyerekten koltuklarını garanti etmeye çalıştıklarını bilmiyor muyuz sanıyorsunuz? Evet sizleri çok iyi biliyoruz. Şuanda karanlık mağaranızda çevirdiğiniz bu korku politikaları ile oyunlarınızı not ediyoruz. Oynadığınız tiyatrolar bitince karanlık mağaranızda bir gün tek başınıza kalacağınızı unutmayın.                 Tüm bu oyunlarınıza rağmen çağa ayak uyduran, kendini sürekli geliştiren, üreten, fikir sunan ve aydınlanan gençlerin artık sizin karanlık mağara fikirlerinizden uzaklaştığı, dışarıda erdemli bir hayatı tercih ettiğini ve sizin de devrinizin bittiğini unutmayın. Son cümle olarak sizi kendi mağaranızdaki karanlığınızla baş başa bırakıyorum…
Ekleme Tarihi: 19 Eylül 2022 - Pazartesi

MAĞARA FİKİRLİ KORKAKLAR...!

 

Sizin kim olduğunuzu iyi biliyoruz. Acaba benden mi bahsediyor dediniz bu yazıyı okurken. Okumaya başlayın, o zaman sizden de bahsediyor olabiliriz? Bu satırları okurken kalp ritimleriniz bozulabilir, nefes alışverişleriniz düzensizleşebilir. İyi okuyun EVET size diyorum...!

                MAĞARA FİKİRLİ KORKAKLAR...!

İnsanlar yaklaşık 200 bin yıl önce mağaralarda yaşadı ve mağaraları terk edeli uzunca bir zaman oldu. Geçen bunca zamanda dünyada birçok şey değişti, gelişti ve halada hızlıca gelişmektedir. Platon’un meşhur mağara metaforunu bilmeyen yoktur;

‘’Mağarada sabitlenmiş halde sadece duvarı görüp, sağa sola dönemeyen insanların, karşılarındaki duvardan bir takım imgeler ve sesler geldiği için korkan ve mağarada olduklarını bile bilmeyen, bu noktada zincirlerini gevşeten bir kaçının arkalarında ateşin bulunduğunu ve ateşin önünden insanların taşıdığı nesnelerin gölgesi olduğunu gördüğü, daha önce gerçeklik diye düşündükleri her şeyin birer yansımadan ibaret olduğunu, mağaradan çıkınca bu alemde var olan her şeyin bunları görmemizi mümkün kılan prensibin güneş olduğunun farkına vardıkları, fakat halada içeride zincirlere bağlı insanların olduğunu, bu insanları mağarada bırakamayacaklarını anlayıp geri döndükleri ve İşte tam da bu noktada özgürlüğüne kavuşmuş olan insan dönüp arkaya bakıyor ve bir başkasının tutsaklığını aklına getirdiği an özgürlüğünden vazgeçiyor’’

                Bu metaforda Platon ‘nun aslında anlatmak istediği; Özgürlüğünden vazgeçmek pahasına bile olsa mağaraya tekrar dönüldüğünde hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı, çünkü yegâne gerçekliğin ne olduğu artık bilinmektedir. Gerçeklikle aydınlanan ve değişen insanın geriye dönmesi artık mümkün değildir. Bu nedenle ki yaşadığımız 20. Yüzyılda artık eskisi gibi düşünmemiz mümkün değildir.

                Peki ya mağarada zincirlerinden kurtulamayanlara ne olacak? İşte asıl mesele bundan sonra başlıyor. Hala mağaradan çıkamayan, gerçeklik ile yüzleşmeyen, kendisini geliştiremeyen mağarada gördükleri gölgeler ve seslerle hayaller kurarak yaşayan korkaklara ne olacak? İşte artık çağımızın sorunları da bu noktadan sonra başlıyor. İşin kötüsü de mağarada zincirleriyle duran korkaklardan bazılarının bu korku kaosundan faydalanarak kendini farklı göstermesi. Bu karanlık zihinler zincirlerinden kurtulup mağaranın dışına çıkmak isteyenleri, daha da korkutarak otoritesini korumak isteyecektir. Peki kim bu mağara fikirli korkaklar.! Artık bunların deşifre edilme zamanı geldi de geçiyor.

                 Sıkı durun anlatacağım…

                İnsanlar türlü türlü rollere girerek oynadıkları oyunları karşısındakinin algılamadığını ve bu oyuna kandıklarını sanırlar. Peki gerçekten öyle mi? Ya sadece sizi izliyorlarsa. Sizin kendinize seçtiğiniz bu rollerin oyuncusu olmadığınızı biliyorlarsa?

 Evet evet...

Çok şeyi biliyoruz. Maalesef ki ayakların baş, başların ayak olduğu bir zamandan geçiyoruz. Vizyonsuz, akılsız, basiretsiz ve bilgisizin kendisini bir halt sandığı ve hatta kendi yalanlarına kendisinin de inandığı bir zaman dilimindeyiz.

VİZYONSUZ, AKILSIZ, BASİRETSİZ VE BİLGİSİZLERE...!

                Bazı gazetecilerin yazı yazamadığı, hatta bazı yazarların kitaplarını okuyarak cümleleri birleştirip köşe yazısı yazdığını ve bunun özgün olduğuna okuyucuları inandırmaya çalıştığı, gerçeğin de ise dinozor fikirli, korkak, onun bunun yalakası, son kullanma tarihi geçmiş, oryantalist fikirli olduğunu, önüne kemik atılan her kapıda durduğunuzu bilmiyor muyuz? Hala zincirleriyle mağarada karanlıkta kalan bu gazetecilerin toplumu aydınlatacağını mı sanıyorsunuz?

‘’Yazarım bak...!’’ deyip kemik isteyen bu karanlık fikirlilerden artık toplumumuzun temizlenmesi gerekmiyor mu? Artık zamanın aydınlık gençlerin zamanı olması gerekmiyor mu?

Bir şeyler üretemeden oturduğu koltukları işgal eden bu aciz insanların dedikodularla ve başka insanları kötüleyerekten koltuklarını garanti etmeye çalıştıklarını bilmiyor muyuz sanıyorsunuz? Evet sizleri çok iyi biliyoruz. Şuanda karanlık mağaranızda çevirdiğiniz bu korku politikaları ile oyunlarınızı not ediyoruz. Oynadığınız tiyatrolar bitince karanlık mağaranızda bir gün tek başınıza kalacağınızı unutmayın.

                Tüm bu oyunlarınıza rağmen çağa ayak uyduran, kendini sürekli geliştiren, üreten, fikir sunan ve aydınlanan gençlerin artık sizin karanlık mağara fikirlerinizden uzaklaştığı, dışarıda erdemli bir hayatı tercih ettiğini ve sizin de devrinizin bittiğini unutmayın.

Son cümle olarak sizi kendi mağaranızdaki karanlığınızla baş başa bırakıyorum…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (3)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve urfaguncel.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mehmet6321
(17.09.2022 10:32 - #194)
Güzel yazıymış. Devamı gelir inşallah.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve urfaguncel.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
muallim meri
(18.09.2022 12:52 - #196)
Çok güzel yazmışssınız Latif bey. Tebrikler.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve urfaguncel.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
gazeteci
(13.11.2022 15:52 - #200)
isim vermenizi beklerdim Latif bey.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve urfaguncel.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.